Arif Nihatin siiri, elli bes yil kesintisiz devam eden bir sanat cehdinin eseridir. Sayi yönünden bakilirsa kesinlikle büyük bir emegin, keyfiyet olarak da inkari mümkün olmayan bir bedii seviyenin göstergesidir. Cumhuriyet devri siirini objektif bir tavirla degerlendirecek olan her arastirmaci, bu gercegi görecek ve Arif Nihati siirimizin ustalari arasindaki yerine yerlestirecektir. Cünkü, bütün söyledikleri ayni seviyede olmasa bile, Türk dilini kusursuz bir sekilde kullandigi siirlerinin sayisi sanilandan daha fazladir. Onda hecenin, aruzun ve serbest veznin cok olgun örnekleri mevcuttur. Rubai gibi, gercekten zor bir nazim seklini büyük bir rahatlikla kullanmis, dar bir kalip icine genis anlamlar sigdirabilmistir. Türk tasavvuf siirine, gerek söyleyis gerek duyus seviyesi yönünden kuvvetli örnekler kazandirmistir. Günlük hayattan ferd ihsaslara, vatan cografyasindan en eski tarih devirlere, beden arzulardan ilahi aska, derin tefekkürden zarif nüktelere, genis bir müsamahadan en sert hicivlere kadar uzanan tema cesitliligi ile de her seyin siiri diyebilecegimiz cok yönlü, cok zengin ve hemen her toplum kesimini ilgilendirecek bir muhteva ortaya koyabilmistir.
Arif Nihat Asyanin bereketli siir vadisinde, onun sahsiyetini ve diger eserlerini de dahil ederek bu cok yönlü sanatkar hakkinda hacimli ve kalici bir eser ortaya koyan Saadettin Yildiz, böylece, objektif tenkidin yerine vefa duygusunun agir bastigi diger pek cok calismadan farkli olarak, büyük sairi ilm bir titizlikle ele alip degerlendirebilmis, bu yolda ilk sayilabilecek öncü bir eser ortaya koymustur.