|
Yazmaya geç karar vermedim. Yazmak, uzun süre erteledigim bir sey de degildi. Aslinda yazmak, hayatim boyunca sürekli yaptigim ama adina "yazarlik" demedigim bir eylemdi. Altmis yasima gelene kadar kelimelerle çok temas ettim. Hüküm verdim, metinler kurdum, cümlelerin sonuç dogurdugu yerlerde yasadim. Sözün agirligini, yazinin geri dönüssüzlügünü, bir cümlenin bir hayati nasil etkileyebilecegini yakindan gördüm. Bu yüzden uzun süre yazmak bana bir ifade alani degil, bir sorumluluk alani gibi göründü. Belki de bu yüzden susmayi tercih ettim. Hayatin belli dönemlerinde yazmak, konusmaktan daha kolaydir. Benim için tersiydi. Konusarak, karar alarak, uygulayarak yasadim. Ama zaman geçtikçe sunu fark ettim: Insan bazi seyleri ancak artik karar vermek zorunda olmadiginda yazabiliyor. Altmis yas, benim için bir baslangiç cesareti degil; bir yükün yerini degistirme noktasi oldu.
|